About Me

Fotoğrafım
İzmir, Turkey
Yasemin kokulu bahçenin kedileri ve günlük halleri hakkında... ♥ The cats of a jasmine scented garden and its daily snaps. Les chats de jasmin parfumé jardin et ses clichés quotidiens .

7 Ekim 2017 Cumartesi

Yer bakır gök bakır ...

2017 yılı  bakırın ve bakır  ışıltısının yalnız mutfakta kap kacakta değil evin her köşesinde bol bol görüldüğü bir yıl oldu. Ben “ tamam , bakırın modası  yavaş yavaş geçiyor “ derken bir baktım ki daha uzunca bir süre beraber olacak gibiyiz …
Tam Amerikada bulunduğum sırada  mağazalar  sonbahar koleksiyonlarını sergiliyordu , sonbahar renklerine tutkun birisi olarak vitrinleri hayran hayran seyrettiğimi söylememe bilmem gerek var mı? 
Pottery Barn’ın tarzını beğeniyorum. Dileyen herkes online kataloğunu indirip ürünlerine göz atabilir ama biz şimdi benim objektifime takılanlara bakalım mı ? 












5 Ekim 2017 Perşembe

Amerika Amerika

Berke 8 yıldır Amerika’da , benim de 4. ziyaretim . Hesapta iki yılda bir ziyaret etmiş gibi görünüyorum ama gerçekte son gidişimin üstünden 7 yıl geçmiş.
Yaş aldıkça sorumluluklarım da artıyor , hooop diye evi, doktoru, annemi bırakıp seyahat edemiyorum. Neyse … Berke bu yıl tezini teslim ediyor hayırlısıyla ve önümüzdeki yıl bambaşka bir eyalete taşınacaklar büyük ihtimal …
Bu yaz Türkiye’ye gelemediler , biz de o kadar çok özledik ki eylülde 10 günlüğüne kalktık gittik. 50 yaşın üstünde iki  genç ( !) için bu biraz sarsıcı bir seyahat oldu doğrusu. Bünyemiz yeni saat dilimine tam alışıyordu ki geri döndük , üstelik doktor ertesi sabah hastanede işinin başındaydı .
Madison küçük bir üniversite şehri , şehir merkezinde bile çok katlı yapılaşma pek az; olanlar da yurt binaları, oteller falan . Yeşili bol , göller bölgesi burası . Kuzeyde olduğundan iklim sert, çocuklar da en çok bundan yılmışlar zaten. Ne tesadüftür ki ben ne zaman gitsem hava çok sıcak ve nemli oluyor. Öyle böyle değil … 32 derece sıcaklık ve %95 nemle geceleri uyumakta çok zorlandığım gibi gündüz de yürüyerek gezmeyi tercih ettiğimiz için fazladan güç sarfettik. Sonuçta zaten 2 günümüz yolda geçtiğinden kalan bir haftayı çocuklarımızla geçirdiğimiz için çok mutlu ama bir o kadar da hüzünlü ayrıldık oradan!







Pek çok dekorasyon mağazası gezdim, dekorasyonda 2017 sonbahar- kış modası hakkında fikir sahibi oldum , onlar da başka yayının konusu olsun artık… WordPress’e ısınma turlarım devam ediyor. Bloğa döndüğüm için mutluyum, instagram şimdilik kapalı kalsın bakalım …
Kalın sağlıcakla !

Sonbaharın Ayak Sesleri



Ben yaz insanı değilim diye öyle çok söyledim ki hani beni azıcık tanıyan bile < eee yeter ama anladık , bu kadar da şikayet edilmez ki canım > diyecektir.
Sonbaharı nasıl sevmem . Kış gibi üzmez, yaz gibi terletip bunaltıp canından bezdirmez. Gündüzleri hafif hafif esen rüzgar akşama göz kırpsa da ince hırkalara sarıp sarmalasa da bedenimizi , sonbahar demek benim için demli çay , kek ve kitap kokusu demektir!
Erikli tart yaptım demli çay  ve kitabımla biraz bahçe keyfi yapacağım. Bana eşlik eder misiniz?
Malzemeler
1 küçük su bardağı toz şeker, 1/2 su bardağı süt ,1/2 su bardağı sıvı yağ, 2 yumurta, 1 beking povder, vanilya ,2 bardak elenmiş un ve 5-6 adet ince dilimlenmiş İtalyan eriği
Şeker yumurta çırpılır, diğer malzemeler yavaş yavaş eklenir , karışım 20 cm. çapındaki kalıba dökülür , erikler bastırmadan üstüne yayılır ÖN ISI YAPILMAMIŞ fırında önce 20 -30 dakika  175 derece 5-10 dakika kadar da 160 derecede pişirilir ( fırınınızın özelliğine göre değişebilir ) . Ilınınca kalıptan çıkarılır dondurma veya taze süt kremasıyla servis edilir. Ben dondurmayı tercih ediyorum .
Denerseniz bana da haber verin bi koşu kalkıp geleyim 😊

Rice Türkiye'ye Geliyor (mu)








 Danimarka’nın neşeli ev aksesuarları Rice tüm dünyada yaklaşık 45 ülkede satılmakta . Aldığım bir duyuma göre Türkiye pazarına girmek üzereymiş …
Rice nedir? Rice 1998’de Kopenhang’da hasır sepetler satarak ticaret hayatına başlamış, bu renkli sepetler o kadar çok beğenilmiş ki firmanın kurucuları Charlotte ve Philippe ürün çeşitliliğini arttırarak renkli ve neşeli melamin tabaklar bardaklar, kokulu mumlar üreterek günlük hayatın içine girmişler. İlk ürünlerini ürettikleri yer olan Madagaskar’da pirinç ( rice) hayati bir önem taşıyan gıda olduğundan ve eskiden Madagaskarlı işçiler maaşlarının bir kısmını pirinç olarak aldığından bir bakıma Madagaskarlı işçilere saygılarından Charlotte ve Philippe markalarına “Rice ” adını vermişler …

17 Temmuz 2017 Pazartesi

Sakız Adası İzlenimlerim

Gezi yazılarında esas vak’anüvist misali anında not tutmak ki ben bunu beceremiyorum ,  ” iyisi mi gelir gelmez , sıcağı sıcağına yazayım ” dedim …
Sakız’a haftanın her günü sabah Çeşme’den feribot ve Katamaran kalkıyor , aynı gün akşam dönüyor. Önceden Yunanisten vizesi alabileceğiniz gibi adaya giriş için kapıdan günlük vize alınabiliyor , biz yeşil pasaporta sahip olduğumuz için vizeye gerek duymuyoruz ama çalıştığımız kurumlardan ” barkodlu görev dökümü ” aldık. Bu belgeyi e- devlet’ten kendiniz de indirebilirsiniz. Hoş bu bilgilere siz zaten internetten ulaşabilirsiniz.
Aman siz siz olun hafta sonu gidiyorsanız en az 1- 1,5 saat önce pasaport kuyruğuna girin. Türk aklı işte , her aileden bir nöbetçi kuyruğa giriyor , bir bakıyorsunuz siz pasaport kontrolüne yaklaştıkça önünüze hooop 5-10 kişi daha ekleniveriyor.
Birden fazla şirket Sakız’a sefer düzenliyor demiştim ya biz tavsiye üzerine Ertürk’ü tercih ettik, diğeri Turyol. Pasaport kontrolünden geçtik , bir kuyruk da gemiye binerken … İki tür gemi var limanda ; Feribot aracıyla seyahat edenler için , Katamaran araçsız yolcular için ; doğru kuyruğa girdiğinize emin olun ve burada da Türk İnsanın’nın saygılı(!) tutumu nedeniyle pek çok kargaşa yaşanıyor hazırlıklı olun. Biletlerde numara olmadığından boş bulduğunuz yere oturun. Mümkünse kapıya yakın oturun, zira inişte de kargaşa yaşayacaksınız.
Rastlantı mı bilemeyeceğim bizimki diğer şirkete göre yarım saat geç kalktı, dolayısıyla diğer şirketin yolcuları bizden önce limana indiğinden Sakız’da pasaport kontrolünde çok uzun süre bekledik.
Kontrolden çıkınca hemen sola doğru yürüyün 50-100 metre ötede bizim usul demleme çay ve kahvaltı veren küçük kafeler , onların hemen yanında da araç kiralama şirketleri var. Ben sabah çayını severim , çay eşliğinde küçük bir tostla kahvaltımızı hallettik ve hemen az öteye yürüyüp adayı gezmek için araç kiraladık . Günlük turlar da var ama zaten dersimizi çalışıp rotamızı belirlediğimiz için tura katılmak yerine araç kiraladık. Fiyatlar günlük 40 avrodan başlıyor.
Haritamızı açıyor Adanın güneyini gezmeye başlıyoruz. İlk durak Pyrgi köyü . Fazlaca turistik bulduğumu not düşeyim. Binaların dış yüzeyindeki seramik işçiliği nedeniyle çokça turist çekiyor. Köy meydanında soluklanıyor, soğuk bir şeyler içiyoruz. Hava hareket ettiğimiz Çeşme’ye oranla daha tahammül edilebilir derecede ama öğle saatleri olduğundan biraz zorlanıyoruz.

Phirgi Köyü’nün meşhur evlerinden biri !
Rotamızı Mesta Köyü’ne çeviriyoruz. Sokaklarının temizliği, insanlarının konukseverliği, evlerin şirinliği ile gönlüme taht kuruverdi . Uzunca bir süre daracık sokaklarında dolaşıp sonrasında biraz soluklanmak için köy meydanındaki bir kır kahvesine oturuyoruz. Burada da soğuk bir şeyler içiyoruz.



Aracımızla kah sahil yolundan , kah adanın içine girerek birkaç köyü daha ziyaret ediyor ve Sakız’ın merkezine Chios’a dönüyoruz. Burada daha önce adayı ziyaret eden bir arkadaşımızın tavsiyesine uyuyor ” Delfinia  Restaurant’ta ” deniz ürünleri yiyiyoruz. Fiyatlar makul, porsiyonlar doyurucu. Aynı menüye vaktiyle yarım saat uzaklıktaki Çeşme’de servet ödendiğimizden bu işe  üzülelim mi sevinelim mi karar veremiyoruz !
Yemekten sonra aynı güzergahtaki bir dükkandan hediyelik ufak tefek bir şeyler satın alıp aracımızı teslim ediyor dönüş için limana yürüyoruz. Biz Keşkül’ü evde yalnız bırakamıyoruz , tek geceliğine bile olsa emanet edecek kimse  bulamadık , dolayısıyla aynı gün İzmir’e döndük.
Hafta sonu tatili için gelenler çoğunlukta olduğundan dönüşte gemide kolayca yer bulduk, hiç sıraya girmeden pasaporttan çıktık ve yarım saat kadar sonra evimizdeydik !
Ben gezi yazarı değilim, – burası benim bloğum-  elimden geldiğince izlenimlerimi anlattım, zaten internette o kadar çok bilgiye ulaşmak mümkün ki arzu eden rahatlıkla ulaşabilir !
Keyifli günler dilerim 💙

9 Temmuz 2017 Pazar

Evcil hayvan ve bahçeli ev gerçeği

İnstagramda bol bol kedi fotoğrafı paylaşıyorum , sonuçta insan elindeki malzeme neyse onu kullanıyor öyle değil mi?
Sosyal medya hakkında yapılan araştırmalara bakılırsa ” insanların sürekli mutlu anlarını, sahip olduklarını paylaşması takipçilerde mutsuzluğa hatta kıskançlığa yol açıyormuş” Doğrudur .
Hayat hep güzel anlardan ibaret değil , bazen işin bir de perde arkası oluyor ki bunlar pek çoğumuzun katlanamayacağı hatta felaket olarak nitelendirebileceği gerçekler.
Misal ; birçoğumuz ” şöyle bahçeli bir evim olsun da öyle kedi- köpek sahibi olayım ” deriz ya , bahçe ve evcil hayvan birbirine düşman aslında . Kedileri çok seviyorum ama bahçeme verdikleri zarar kimi zaman beni çileden çıkarıyor. Yeni diktiğim çiçekleri kazıp çıkarıyorlar, olur olmadık yere tuvaletlerini yapıyorlar , mama ve su kaplarını devirip ortalığı kirletiyorlar ama en fenası Kirpiler… Bahçede bir kirpi ailemiz de var ve onlar tuvaletlerini mama kapları dahil her yere yaptıkları gibi kediler gibi üstünü örtme zahmetine katlanmıyorlar bile.
Köpekler ise , bahçede köpek bakmak evin içinde bakmaktan daha zor bence. Toprak kazmak köpeğin genlerinde var. Yeni sulanmış bahçede yuvarlanmak, gelip burnunuzun dibinde silkelenmek, çamurlu patalarıyla açık kapıdan içeri dalmak en çok hoşlandıkları oyun . Merak etmeyin 8-10 yıl sabrederseniz uslanıyorlar 🤣🤣🤣
Nasıl bahçeli ev gerçeğini sevdiniz mi?

Yaşlı kızım Tagaddi'm


Masum bakışlarına aldanmayın. Bu da bahçemin yeni sahiplerinden ,adı Junior , babası olduğunu tahmin etiğimiz Melül'ün tıpkısı.Oyun alanını kaza kaza çiçek bırakmadı :(

2 Haziran 2017 Cuma

YENİDEN MERHABA !

Blogspota akıllı telefonlardan yayın giremiyorum, benim emektar pc .de yazı yazmamam için elinden geleni yapıyor, neyse bulacağım artık bir çaresini.

Sevgili dostlar ben bir süre önce wordpress'te  Evimi Seviyorum  adıyla yeni bir blog açtım ama bunu sizlere duyuramadım maalesef :(

Yaklaşık 10 yayın yaptım , bunları tek başlıkta toparladım, umarım okurken keyif alırsınız.İnanın şu iki cümleyi yazarken bile çok zorladı beni emektarım, hala tamir ettirebileceğim bir yer  varsa lütfen ses versinler !



Yeniden bloğa yazıyor olmak ne güzel .
Keşke blogspottaki takipçilerimi de buraya aktarabilsem .
Tagaddi benim can dostum , yaşlı kızım bu ay bizimle birlikteliğinin 11. Yılını tamamladı . Daha uzun yıllar bizimle ol !
Seni seviyorum tekir güzelim ♥



BİZİM EVİN HALLERİ






Bahçenin güzel zamanları geliyor, baharın ilk habercisi Mor Salkım açtı, ardından Yaseminler , Ortancalar derken tadına doyum olmaz.
Doğayla içiçe olmak ne güzel , hoş bizim buralar ilk geldiğimiz yıllara göre çok çok kalabalık oldu ama hala kuş seslerine uyanabiliyor, arıların çiçeklerle sohbetine ortak oluyoruz…


VİŞNELİ KOLAY PASTA

Mevsimine göre çilekle de yapabilirsiniz ama benim favorim her zaman vişne olmuştur!
Mayhoş tadıyla, pratikliğiyle gönlünüzü fethedecek kolay pasta :
malzemeler
2 yumurta, 1/2 bardak kakao, 2 bardak un, 1 bardak toz şeker, 1 beking powder, 1 bardak çekirdekleri çıkarılmış vişne( yazdan buzluğa atıyorum) 1/2 bardak süt, 1/2 bardak sıvı yağ, 1 paket bitter çikolata, 1/2 paket hazır krema,1/4 bardak vişne suyu
Yumurta şeker krema kıvamına gelene değin çırpılır, elenmiş un, kakao , süt , yağ ve kabartma tozu eklenir tahta kaşıkla karıştırılır, 20 cm. çapında yağlanmış kalıba dökülür üstüne visneler eklenir , ön ısı yapılmamış 175-180 derece fırına atılır, kek kabarınca ısı düşürülür. Kürdan testiyle pişip pişmediği kontrol edilir fırından çıkarılır, daha sıcakken (isteğe bağlı)2 tatlı kaşığı vişne likörü ve çeyrek bardak vişne suyu ile kaşık yardımıyla ıslatılır. Kek dinlenmeye bırakılır. Bir gece dolapta beklerse çok daha lezzetli oluyor. Servis yapmadan önce benmari usulüyle eritilmiş çikolata ve krema ile sos hazırlanır ılık ılık üstüne dökülür bekletmeden yenir.
Not: kekin pişme süresinin  fırınınızın özelliğine göre değişiklik gösterebileceğini unutmayın!



9 Kasım 2016 Çarşamba

Başlasın mı?



ABD yeni başkanını seçti,hayırlı olsun bakalım.
Niye şaşırıyoruz ki , yaklaşık 20 yıldır Amerikada yaşayan bir yakınım  " Türkiye küçük Amerika değil, Amerika büyük Türkiye " demişti bir vakitler ... Yorumu size bırakıyorum artık...

Halk seçimini yaptı ,onlar erdi muradına biz bakalım yarınımıza ...




Böylesi zor zamanlarda en iyi ,en dinlendirici şey  hobilerime sığınmak  oluyor . Örmeyi çok seviyorum, Patchwork gibi boyama gibi özel bir hazırlık istemiyor. Nerede olursan nereye gidersen at çantana bir yumak bir de tığ ,ohhh mis ! Yemeğin pişmesini beklerken, çamaşır bitsin de asıvereyim derken, akşam tv karşısında hatta doktorda sıra beklerken bile örüyorum.  

Beni uzun süre meşgul edecek büyük büyük işlere de kalkışmıyorum artık, çarçabuk bitiverecek kırlentler, bebek battaniyeleri , bilemedin taburelere minder niyetine kılıf. 

Bu da yılbaşı temalı oldu ,tamamen rastlantı ama oldu işte . Bence çok da iyi oldu. 
Başlayalım mı artık yeni yıl hazırlıklarına ?


Mumları yakıp da fotoğrafı öyle çekmek isterdim ama ne mümkün ? Bizim buralar iki gündür uçuyor resmen , bir rüzgar ,bir fırtına sormayın ! Hava da karanlık , iç karartan cinsten, fotoğraf için zorunlu olarak bahçeye çıktım ,doğal ışık her zaman tercihim çünkü . 

Keyifli günler dilerim buraya yolu düşen herkese ...

7 Ekim 2016 Cuma

Güzellik senin içinde ...

Yazacak bir şey olmadığından değil , yazacak güzel , neşeli ve iç açıcı şeyler olmadığından yazmadım - yazamadım !

Yorumlara cevap bile veremedim çünkü ülke mutsuzluk girdabında boğulmak üzereyken benim seyirci kalmam olanaksızdı ve söylemek istediklerim de hep mutsuzluk kokacaktı...

Sonra ... Sonrası yok ! " Kalk !" dedim "toparlan , güzellik senin içinde ; hayatta bunca kötülük çirkinlik varsa onun zıttı da var . Önemli olan gülün dikeninden şikayet etmek değil , dikenler arasında gül yarattığı için yaratana şükretmektir " Şeyh Sadi'nin bu sözünü pek severim , yaşamda düstur etmişimdir kendime ...



Bloglar uykuda , zevkle takip ettiğim pek çok arkadaşım bloğunu güncellemeyeli neredeyse yıllar olmuş . Her sabah şevkle heyecanla okuduğum o güzel yazılar şimdi yok. Sosyal medyada başka başka sularda geziniyor bir kısmı . Ben dahil pek çok kişi hiç de  içten bulmadığı,  yapaylığın kol gezdiği instagram dünyasında anlık paylaşım yapıp çıkıyor . Bloglara dönüş çağrıları ise zayıf birer fısıltı gibi kaybolup gidiyor...

Neyse ... Önce kendimizi ve küçük dünyamızı mutlu etmekle başlayalım sonrası kendiliğinden gelir...

Çok sevdiğim sonbahar mevsimi nihayet geldi , ardından büyülü kış ve sabırsızlıkla beklediğim kırmızı yeşilin krallığı yılbaşı da geldi mi değmeyin keyfime ! Bakarsınız daha sık uğrarım buralara ...





İnstagram için çektiğim birkaç sonbahar fotoğrafı var elimde bunları yayımlasam olur değil mi ?,
Sonuçta blog takipçilerimin hepsi instagramda beni takip etmiyor 

Şimdilik güzel bir hafta sonu dileklerimle " hoşçakalın " diyorum!
Kalın sağlıcakla !

27 Haziran 2016 Pazartesi

Ben yaz insanı değilim !


Bu yıl sıcaklar her zamankinden daha önce mi geldi ,benim tahammülüm mü azaldı emin değilim. Emin olduğum bir şey varsa bu havalar beni tembel ve huysuz yapıyor. 

Canım hiçbir şey yapmak istemiyor , çarpı işi, tığ işi , patchwork ... Gönül gezdiriyorum , bir şeyler yapayım oyalanayım istiyorum ama yarım saat- bir saat sonra isteğim kalmıyor,  ne iş yapıyorsam bırakıveriyorum bir köşeye ,  elime hortumu almış bahçe sularken buluyorum kendimi . 


Hanidir sarı bir iki şey almak istiyordum eve.
Bu yılın rengi bence sarı :)

Evde dekorasyonda çok büyük değişiklikler yapmak mümkün olmuyor; birkaç kırlent, koltuk şalı , bilemediniz çiçek böcekle yetiniyorum. Sonuçta insan gün gelip sıkılabiliyor ,en az masrafla bu işi çözmek mümkünse el emeğiyle bu değişikliği gerçekleştirmek en güzeli...

Bahçede çok uzun süredir kullandığımız bu masayı geçtiğimiz yıllarda üst tablasının rengi bozuldu paslanmaya başladı diye yağlı boyayla boyamıştık, Bir süre öyle kullandık sonra cumartesi günü birden sarıya boyamaya karar verdim. Akşamüzeri hava azıcık serinleyince 2 kat parlak yüzey astarıyla boyadım. Sabah oluncaya kadar bekledim. Bizim burada aradığım her şeyi kolaylıkla bulmak mümkün olmuyor, hırdavatçıdan bulabildiğim sarı renk  sprey boyayı aldım  - aman Allah'ım bu Taxi sarısıymış ! -  katlar arasında tam olarak kurumayı bekledim ve beyaz rengi kapatıncaya kadar püskürterek boyadım. Ama siz siz olun bu işi açık havada ve objenizin altına kocaman  bir örtü sermek suretiyle yapın ! 

Yaklaşık 10 liraya - istediğim ton olmasa da - sarı bir masaya sahip oldum !


Karşısına geçer geçer bakarım şimdi ben bu masanın!
Serin serin, mutlu mutlu bir hafta dileklerimle,
Kalın sağlıcakla !